Merak ettiklerinizi Arayın :)

18 Aralık 2013 Çarşamba

KINA HAZIRLIKLARI :)


Ben geldimmmmm :)
Sınavlardı,düğün dernekti derken bloguma pek uğrayamadım...
Full koşuşuşturma içerisinde geçen  bir haftanın sonunda, kendimi bloguma atabildim sonunda :)
Herkesin keyifleri iyidir umarım.
Özlemişim buraları :)

Abimin düğün hazırlıkları dolayısıyla yoğunduk kaç haftadır.Herşey  çok güzel geçti...hazırlıklar,koşuşturmaca,alışveriş,heyecan dolu bir haftaydı bizim için :)
Herşey bittikten sonra tatlı bir yorgunluk oluyor insanda ama,o güzel tabloyu görmek için değer bence :)
Bir kaç kiloda bu koşuşturma içerisinde verdim.En son 50 kiloydum :) 
Sözde kilo alma planları yapıyordum.Nasıl yapıyordum onuda söyleyeyim :)
Gece birşeyler yemek kilo aldırıyor dediler.Bende hadi gün içerisinde pek bir şeyler yiyemiyorum bari gece yiyeyim dedim.Gece yatmadan önce siyah zeytin,ekmek ve çay içtim :)
Süper üçlü :)
Millet gece kavurma,sucuk,makarna tüketir ben zeytin-çay :)
Arıza bir kişiliğim olduğunu kabul ediyorummm :) 
Bir şeyden değilde,eteklerim olmuyor,Belime oturması gereken etekler belimden narince aşağıya doğru süzülüyor :)
Kendime bir an önce bir etek dikmem lazımmmm :)
Yada kilo almam lazımmm .
üçüncü bir seçeneğim yok :)

Örtüler,kına tepsisi,kına eldivenleri,avuçiçi kına mumları,renk,renk  mendiller...
Ben zeytin-çay ikilisiyle buluşmaya gidiyorumm :)
Buyurun kına hazırlıklarında çekmiş olduğum fotoğraflara...
:)

sevgiyle kalın :)

23 Kasım 2013 Cumartesi

ORTAYA '' KARMAKARIŞIK'' :)

 Bu kot gömleğimi severek almıştım,kumaşı inanılmaz rahat.
Diğer kot kumaşları gibi insanı rahatsız etmiyor, bu aralar üzerime yapıştı :)
Ayrılamıyoruzz :)
 Üzerine taktığım şalıda çok severek kullanıyorum.Hem rengi çok hoş hemde tüm renklerle kombin edilebiliyor :)
Bu aralar evde müsaitken,yeni aldığım kumaşlardan biriyle etek dikeyim dedim ama,makinamın iğnesi kırıldı ve ben ne zaman iğne alırım bilmiyorumm :)
Tam bir ümitsiz vakayım,Üşeniyorum gidip iğne almaya :)
Acaba yan komşuya mı sorsaydım ?
Teyzede dikiş dikiyor havası var ama :)

Kış geldi ve benim her şeyden elimi ayağımı çekesim var.kendimden bile uzaklaşmaya ihtiyacım var :)
İğne aklıma gelir mi bilmiyorum :)
''ÇAYI hiç bitmeyen bir termosla, yüreği sıcak insanların olduğu bir ülkeye sürgüne gönderilmek  istiyorumm :)
Olmazsa beni ''ıssız bir adaya'' atsınlar.Ama yanımda 3 şey götüreceksem bunlar çay,demlik,birde kesme şeker olsunn :)
Eskiden olsa ıssız bir adaya düşceğim söylense neler sayardım ama şimdi ''çay'' yapıcak malzemeler yetiyor.hayat insana azla yetinmeyi öğretiyor :))
acı,çile,dert keder :))
 İzmir akşamı...
 Ve vapurla eve dönme vakti...
Şu dolmuşta,metroda,otobüste yer kapma maratonları olur yah hani,
30 kişilik bir gurup bekliyordur sizle beraber, dolmuşa binip yer kapmak için..
Herkes bir birine intikam duygularıyla bakış atar hani..
bide o '' ruh hali'' var işte...
O ruh hali nereye gitsem peşimi bırakmıyorr :)
Yarın öbür gün uçağa da yer kapmak için koşmayacağımın garantisini veremiyorum.Millet olarak böyle yetiştirildik biz :)
genlerimizde ''mücadelecilik'' var :)
''yarışıp kazanma hırsı var '' :)
Hadi dedim vapurda da bunu yapayım,koşup yer kapayımm :)
herkes normal bir şekilde vapura binmek için beklerken,ben sanki vapurda bana yer kalmıyacakmış gibi herkesi ite kalka içeri koştumm.
Gidip oturacak bir yer bulmanın haklı gururunu yaşayayım dedim ama '' bir Allahı'ın Kulu'' gelipte o oturaklarda oturmadı.
Hava soğuk diye herkes içeride oturmayı tercih etmiş :)
Koskoca vapurda ''yalnızlığı'' iliklerime kadar hissettim :)
Bir şeyler atıştırmak için gittiğimiz kafede, oturduğum masanın altından durmadan gelip ayağıma patilerini uzatıp,yemek isteyen kedicik :)
 Hayvanda kime gideceğini iyi biliyorr :)
 evettt ''gözler burayaa'' çekiyorummmm,çektimmm :))
Kedicik poz vermeye dünden razı :)
Havalar yavaş, yavaş serinlemeye başladı İzmir'De...
Dün akşam yağmaya başlayan yağmur ve gökyüzünü aydınlatan yağmur damlaları...
'' Bereketin'' Fotoğrafa dökülmüş hali...
 yağan yağmur ve bahçemize ait bir kare...
Gecenin karanlığı herkes uyumuş ben elimde fotoğraf makinam,yağan yağmuru çekiyorum :)
Açtım makinanın flashınıda  çektim yağan yağmuruu :)
Yağmurun sesi en sevdiğim ve huzur bulduğum sestir..
Bu yüzden yağmurlu günleri seviyorumm.
sanki gökyüzünden yıldız yağıyor gibi,bir görüntü oluşmuş :)
Allah'ın '' rahmetinin'' fotoğrafa dökülmiş hali...
 Ve günün karesi ...
Bazen hiç bir şey seni mutlu edemez hani,istersen en ünlü sanatçıların '' sanat eserleri'' sana hediye edilsin, mutlu olamayacağın anlar vardır hani...

Ama, rabbimm kendi '' sanat eserini'' yollar da, avuç içine konar ''mutluluk '' :)
Saatlerce seyre dalarsın da bıkmazsın...
sevgiyle kalınnn :)

22 Kasım 2013 Cuma

İSTANBUL BANA HEDİYE YOLLAMIŞ :)

Ablamın İstanbul gezisinden döndüğünde bana hediye getirdiği bakır tepsi :)
Bayıldımmmm :)
üzerindeki desenler beni benden aldı...
Buna benzer çok hoş hediyeler getirmişti, bana da bu güzelliği getirmiş.
Zaten gidemediğim için durmadan ''drama'' takılıyordum evde...
''Ah istanbulda olmak vardı'',Boğazdan geçmek vardı,Oralarda çay içmek vardı diye,diye dönüp duruyordum evde:)
Ama nasip olursa en yakın zamanda gelicem İstanbul'a.

Bekle beni İstanbul gelicem ansızın,Boğaz manzarana karşı bir,kaç demlik çay içip güzel simanı seyredeceğim ...
Bekle beni asil Dost İstanbul...
:)
 İstanbula geldiğimde,kendime bunun gibi hediyeler alıp stoklucam.Her İstanbul'u özlediğimde kendime,aldığım cicilerden hediye edicem :))
Öyle şuursuz planlarım var :)
Belkide o yüzden Beni yollamıyorlar İstanbul'a :)
Hem ailemi hem İstanbul'u zarara sokucam diye endişeli halk :)
 Kötü bir niyetim yok sadece çay içip geri dönücem :)
İstanbul'un kaçak çayı meşur diyorlar.
Belkide beni kandırdılar :)
Neyse gelince görücez :) 
sevgiyle kalınnn :)

15 Kasım 2013 Cuma

ASİ KÖPEKLE İMTİHANIM :)

Geçenlerde bir arkadaşımın evine gittim ziyaret etmek için.
 Aldım çantamı,arkadaşla haberleşip evinin önüne geldim :)
kapıda beni bu asi köpekçik karşıladı :)
Ben de içimden '' ayyy ne şeker şeysin sen öyleeeee,gel burayaaa sevicem senii'' diye söylenirken bilin bakalım ne oldu ?
:)
(bu arada köpeğin  yüz ifadesine dikkat ! :)
 Hayvan öyle bir havlayıp peşime verdi ki ,bu bünyeden bu sesin çıkacağına kimse ihtimal vermez :)
 vahşi bir havlamayla koşturmaya başladı bu tipiyle beni :)
Bende çantamı kaptığım gibi başladım koşmaya, ''arkamdan iri cüsseli köpekler geliyor hemde bir kaç tane  herhalde'' diyorumm içimden :)
Anammm ben nerden bileyim sadece bu minik köpekçikten o ses çıkıyor :)
Bir yandan son hızla koşuyorum bir yandan da  (beni yiyecek iri cüsseli  hayvanlar peşimde diye düşünüyorum :)
Arkadaşımın evinden öyle bir uzaklaşmışım ki o korkuyla,biraz daha koşsaymışım geri eve dönebilirmişim :)
Sonra cesaretimi toplayıp,koşmayı bırakıp arkamı döndüğümde ,sinirden tipi kaymış, göz bebekleri parlayan bu  ''miniş'' köpekçikle göz göze geldik :)
Bir yandan kendime gülüyorum,korkudan son gaz koştuğum o anlardan dolayı,bir yandan da bu  miniş köpeğe kızıyorum'' sus bakimmmm,sen bu tiple bana havlayamazsın '' diye :)
Çünkü hala havlamaya devam ediyordu.Bende bunun gibi bir kaç köpek daha peşimde diye koştum bilsem bu minik köpekçik,kaçarmıydım hiç :)
(aslında cesaretim hat safhadadır ama niye öyle oldu bende anlayamadım :))
 Ben kızınca hayvanın yüz ifadesi falan değişti.Aslına döndü hayvan :)
Masum bir köpekçiğe dönüştü :)
Bir yukarıdaki fotoğrafına,birde bu fotoğrafa bakarsanız aradaki 7 farkı göreceksiniz :)
Babama hediye gelen fincan takımııı...
çok beğendimmmm bu şirineleri :)
İzmir'de güneşin yüzünü gösterdiği son günler ve bahçemiz :)
Nefes almak için büyük bir nimet bu güzellikler...
Kuru soğuk gelip,ağaçlar ve çiçekler yapraklarını dökünce bahçe kel kalıcak :)
Ve bahçede gezinirken çektim,örümceğin fotoğrafı..
 Bu fotoğrafı  ''Günün Karesi'' seçiyorumm :)
biraz ürkütücü görünüyor ama, ne kadar mükemmel yaratıldığını inceleyince o ürkütücülük yerini ''rabbimizin sanatındaki  hayranlığa'' bırakıyor :)
sevgiyle kalınnn :)

11 Kasım 2013 Pazartesi

PINAR ŞEMS DANTELLİ ABİYE

Nasip olursa,Aralık ayının başında düğünümüz olacak inşallah.
 Sevgili abimizin düğün merasiminde giymek için, şık aynı zamanda çokta abartıya kaçmayacak, abiye elbise modeli arayışı içerisindeydim uzun zamandır :)
Arayıp göz gezdirmediğim bir mağza ve  tasarım kalmadı herhalde :)
Az bir süre kaldı düğüne,bir aksilik olmaması için her şeyi önceden halletmem lazım.Bir çok abiye modeli inceledim ama, bana hitap eden pek bir şeyler bulamadım açıkçası...
(çok abartı olmasın,kabarık olmasın,yok allı pullu olmasın,yok rengi şöyle olsun) derken bir umut İzmir'de ki mağazalarada göz gezdirelim dedik ablamlarla.
Pınar Şems'in Dantelli Pudra Abiye modelini daha önce online sitesinde görmüş ve çok beğenmiştim.
Ama üzerime giyip modeli yakından görmediğim için, biraz kararsız kalmıştım.
Çankaya'daki mağazalarına gittik, abiye elbiseyi yakından görüp denemek için.
Fotoğraflar telefonla çekildiği için elbisenin hem rengi hemde duruşu tam belli olmamış burada ama çok beğendim bu modeli.
Kumaşının da çok hoş bir duruşu var ayrıca.
Bu fotoğrafta giydiğim elbisenin rengi turuncu  ama benim almak istediğim renk pudra rengiydi.
Pudra rengi mağazada kalmadığı için,fikir olsun diye bu rengini denedim.Üzerimdeki 38 beden.
Kararsız bir insan değilimdir.Bir şeyi alacaksam hem renk, hemde modele önceden karar verip o şekilde evden çıkıyorum.Pudraysa aklımdaki renk, imkanı yok diğer renkleri alamıyorum.Kendi içimde ''pudra,pudra,pudraaaaaa'' seslerini duyuyorum sonra :)

Buda aynı modelin yeşil rengi :)
Buradaki fotoğrafta, modelin boydan duruşu daha çok belli oluyor.Aslında rengi parlak ve çok hoş ama telefondan çekildiği için tam belli olmamış.Birde platform topuk ayakkabıyla giyildiğinde elbisenin boyu tam olacak sanırım :)
Fotoğrafta biraz yerlerde çünkü :)
Şayet pudra rengini almayı düşünmeseydim, yeşil rengini alırdım.bu rengi de hoşuma gitti :)
Online sitelerinden pudra rengini sipariş verdim.Bir kaç gün sonra elimde olur.Çanta ve şalı da elbise geldikten sonra almayı düşünüyorum.
:)

sevgiyle kalın :)

7 Kasım 2013 Perşembe

MUTLU oLMAK ÇOK MU ZOR ?

Mutlu olmak için, çok büyük beklentilere girmeye gerek yok bence...
Hayata dair hedefler her zaman yüksek tutulmalı ama;beklentiler her zaman asgari olmalı ki,hayalimizde kurduğumuz plan,proje ve sınırlara ulaşabilelim..
Yoksa içinden çıkılamaz ve yaşanılamaz bir hal alır bu ''hayat''...
Elindekilerin değerini bilemeyip,hep başkasının ''elindekilere'' göz diken,başkasının gözünden bakıldığında ''nimetler içerisinde yüzüyorken'' hep başkasının hayatına özenen,gözü hep maddiyatı arayan bir ''insan tipi'' neye ulaşırsa ulaşsın hep mutsuzdur zaten...
çünkü ,bir şeyler elde ettikçe,hep kendisinden yukarıdakilere bakar, hırs yapar,Şükretmez...

Mesela, milli hastalıklarımızdan biride ''kıyas'' meselesidir...
Anne çocuğunun başarısını,komşu çocuğunun başarısıyla kıyaslar...(karne,not,tertip,düzen,efendilik,mülayimlik,ağırbaşlılık bunlarda cabası :)

Baba evladının bulunduğu makamı,konumu yakın çevresindeki hemcinsleriyle kıyaslar...
(Bu maaşla geçinilir mi?,Bak falanca evlenmiş,filancanın şu kadar çocuğu var,falanca aldığı maaşla daire aldı,sen hala kiralardasın )

Nene elindeki tespihin kalitesini,diğer yaşıtının elindeki tespihle kıyaslar (bizim babaanne bunu çok yapar.Mübarek kalite anlamında kıyaslayacak başka bir şey bulamayınca ,eve gelen yaşlı komşuların tespihlerini inceleyip kalite kontrol yapıyor.O da haklı bu yaştan sonra neyin ''kıyasını'' yapsın kadıncağız :)

Abla kardeşini komşu kızıyla kıyaslar...
Bak falanca tek başına halı yıkıyormuş,filanca uçarak cam siliyormuş,ötekide süpürgeyle dans ediyormuş ,Naciye aynı anda beş çeşit yemek yapmış,Hayriye on dakikada baklava açmış,Nuriye yeni bir rekora imza atmış;aynı anda 100 gömlek,100 pantolon ve 30 perde ütülemiş :)

  Hep bu miş,mış, muş'lar  hayatımızı tüketti :)

Şu ''kıyas''meselesinden kaçan,kurtulan tek bir varlık yoktur herhalde :)
Ben bahçedeki ''kedikleri'' komşunun kedileriyle kıyaslıyorsam,olayın vahimiyetini varın siz düşünün :)
(kedik ne laynn :)

Kıyas insanın içini rahatlatıp,ruhunu tatmin etmesinden başka bir şey değil.Bu zamana kadar çok örnekle karşılaştım :)
Ne kıyaslayan değişir, nede ''kıyaslanan''...
Ne kıyaslandıkça başarıya ulaşırsınız, nede başarıya ulaştıkça ''kıyaslanmanız'' biter...
(karnelerim çok kıyaslanırdı,not ortalamalarım düşük diye.Bende gider tükürüğümle 1'i siler 4 yapardım :)
Bu sefer 4'üde beğenmezler neden 5 değil derlerdi ?
Yahu zar zor tükürüğümle silip 4 yapmışım, sen neden 5 değil diyorsun :)
Hep bir şükürsüzlük,hep bir tatminsizlik :)
(Kıyaslanmanın başarıya değil, neye götürdüğünü çocukluğumun o ruh halinden anlayabilirsiniz :)
Gözünüzü seveyim çoluk çocuğunuzu kimseyle kıyaslamayın bakın bu ''kıyas'' meselesi bende derin izler bırakmış.Seneler geçmiş hala kapanmamış o izler :D
***
Peki mutlu olmak çok mu zor ?
Hayırrrr tabiki :)
Yeter ki sevdiklerinizi hiç kimseyle ve hiç bir şeyle ''kıyaslamayın''..
Ve en önemlisi,kendinizden üstekilere değil,her zaman kendinizden alttakilere bakıp ''hırs'' yerine ''şükretme'' duygusunu hatırlayın...
 paranız varsa kendinize çikolata alın  :)
Mutlu olmak hiç zor değil..
Birde her akşam demli bir çay içmeden yatmayın :)
***
(Yalnız yazının başında ciddi,ciddi başladım tam yazıyordum içimdeki ''arıza şahsiyet''uyandı :)
Yazının seyri değiştiii :)
(Bu arada fotoğrafın  konuyla ne alakası var diye soracak olursanız? bloguma sadece çektiğim fotoğrafları eklediğim için ,baktım başlığa en uygun hangi fotoğraf olur diye,'' benim için tabiiiki çikolata olur'' diyerekten bu fotoğrafı paylaştım :)
Çikolata=Mutluluk :D

6 Kasım 2013 Çarşamba

GÜNEŞİ GÖRDÜM :)

Veeee  günler sonra güneşi gördüm...
 :D
Evde dört duvar arasında,kendimle kavga halindeyken,baktım yol alma vakti gelmiş; deniz beni ben denizi özlemişimm..
Hatta vapur beni,ben vapuru özlemişimm :)
İnsan bir alıştı mı şu doğaya,denize,vapur yolculuğuna  dayanamıyor görmeyince...
İllaki şu ''maviyi'' görecek o gözler :)
Önce İzmir fuarındaki Nikah salonuna uğradık..
bir arkadaşımızın nikah merasimi vardı,nikahlar kıyılıp gelinimizi uğurladıktan sonra biraz gezindik fuarda....
O kadar güzel bir hava var ki İzmir'de, sanki yazdan kalma günleri yaşıyoruzz :)
Böyle diyorum,diyorum birden kara kış gelirse şaşırmam yani :)
genelde öyle oluyor çünkü...
Fuar alanından kareler...
şu ağacın görüntüsüne bayıldımmm bu arada :)

Fuar alanından çıkıp Çankaya'ya uğradık..
Bir kaç işimiz vardı halletmemiz gereken...
İşlerimizi bitirdikten sonra karnımız acıktı ve  güzel bir yemeği hak ettik ...
:)
Dışarıya çıktığımda yemekten en zevk aldığım yiyecek ''pizzadır'' :)
bol ketçap ve mayonezli bir pizzaya hayır diyemem :)
sevgiler...